JDownloader , Dosya ve Video indirmek için Biçilmiş kaftan!

YouTube ve benzeri online video streaming sitelerindeki videoları indirmek çok kolay!

Bu işi yapan sayısız internet tarayıcı eklentisi ve program var. Ancak gerek kullanım kolaylığı, gerekse sunduğu özellikler ilejDownloader dikkate değer bir uygulama.

Sadece YouTube ve benzeri sitelerden de değil, RapidShare benzeri dosya sunucularından dosya indirmeye yarıyor. Bu sitelerin temel sorunu ücretsiz hesaplara çıkarttıkları zorluklar oluyor. jDownloader da bu zorlukları aşmanızı sağlıyor, işleri kolay ve rahat hale getiriyor.

Neler Yapabiliyor?

jDownloader’ı diğerlerinen ayıran özelliklerin başında, indirmek istediğiniz streaming videoları otomatik olarakdönüştürebilmesi geliyor.

Bu sayede ek bir dönüştürücü uygulama kurmaya gerek kalmadan, jDownloader ile işinizi görebiliyorsunuz. MP3 oynatıcınıza uygun formata dönüştürebilir, sadece ses olarak da indirebilirsiniz.

Esas faydası elbette ki küçük küçük dosyalara bölünmüş indirmelerde, kullanıcıları yoğun emek ve beklemeden kurtarması oluyor.

jDownlader’ın veri, bağlantı ve miktar limiti yok sayılır. jDownloader zaten indirmeleri takip ediyor ama diyelim ki toplu dosya listesi eklemek istiyorsunuz; bunu paylaşan forumdan bağlantıları metin olarak kopyalayın ve yapıştırın yeter. RapidShare, Netload ve Megaupload gibi sitelerden dosya indirmek çocuk oyuncağı olsun.

 

 

Pratik Yanları:

jDownloader bir bağlantıyı kopyalaladığınızda url’yi otomat ikolarak alır. Bir streamingvideosayfası açmadan önce jDownloader’ı başlatın ya da Windows ile birlikte yüklenmesine izin verin.

Bir video bağlantısını eklediğinizde otomatik olarak farklı boyutlardaki, örneğin normal ve yüksek kalitedeki halleri de ayrıştırılarak listede size sunulacaktır.

Bağlantılar ayrıştırılmadan önce size hangi formatta indirmek istediğiniz de soruluyor. Buradaki seçenekler Audio MP3, video MP4, video FLV, video webm olarak sıralanıyor. Aynı formatta indirmeye devam etmek için “Use this format for session” seçeneğini işaretleyebilirsiniz.

Ücretsiz Ve Premium Hesaplar:

  jDownloader RapidShare gibi sitelerde kullanıldığında sadece ücretsiz değil, ücretli hesap kullanıcıları için de faydalı oluyor. Kopan bağlantıyı otomatik olarak yeniden sağlayıp indirmeye devam ederek büyük zaman kazandırıyor.

Bağlantıları toplayıp jDownloader’a ekledikten ve onayladıktan sonra “Download & Links” kısmına bakabiliriz. İndirilmesi tamamlanan bağlantıları da buradan istersek kaldırabiliriz.

Ücretsiz hesaplarda nasıl beklemeden indirme yaptığına gelince. Reconnect özelliği sayesine internet bağlantısını geçici olarak keserek IP’yi değiştirir. Bu numara genellikle işe yarar ancak internet servis sağlayıcının yeni IP atamaması durumunda işe yaramaz.

Premium hesap kullanmak için ise “Settings” altından “Plugins & Addons – providers – Premium”, ardından “Add Account” kısmına gelmeniz ve gereken bigileri girmeniz gerekir. OK diyerek onaylarsınız.

 

 

 

jDownloader’ın beraberinde getirdiği son derece yararlı bir araç ise FlashGot oluyor.

Bu Firefox eklentisi sayesinde video indirmek gerçekten kolaylaşıyor. İçerisinde video bulunan herhangi bir internetsitesinde gezerken, Flashgot bu içeriği otomatik olarak tespit ediyor.

Bu sayede otomatik olarak jDownloader’a eklemek mümkün oluyor. Bu özelliği kullanmak için Settings yani ayarlar kısmından genel ayarlar bölümüne gelin. Burada FlashGot eklentisini kurma seçeneğini göreceksiniz. Onayladıktan sonra Firefox’u yeniden başlatmanız gerekecek ve hayatınız çok daha kolaylaşacak.

Programı indirebileceğiniz link:

http://jdownloader.org/download/index

Kaynak: Chip.com.tr (Ali Güngör)

 

Filemail.com ile 2Gb’a kadar dosya gönderebilirsiniz…

Merhaba arkadaşlar bugün sizinle büyük dosyaları göndermek için kullandığım bir servisi paylaşmak istedim.Biliyorsunuz normalde bir mail gönderirken ekleyebileceğiniz dosya boyutu genelde 10Mb ,Gmail ile ise Max 20Mb.Fakat 20Mb dan büyük dosyalarımız için bu dosyayı parçalayıp parçalar halinde göndermemiz gerekiyor.İşte bu problemi Filemail ile hallediyoruz,Filemail.com ile 2Gb’a kadar dosya göndermemiz mümkün.Hemde herhangi bir üyelik,kayıt veya herhangi bilgi vermeden anına! Hemde arayüzü türkçe olan filemail‘i kullanmakta çok kolay.

Siteye giriyoruz,”Kime” kısmına göndermek istediğimiz mail adresini,”Kimden” kısmına mailimizi,adımızı,notumuzu,ne istersek yazabiliriz,daha sonra konuyu ve eklemek istediğimiz mesaj varsa yazıyoruz ve alttan gözat deyip maile eklemek istediğimiz dosyaları seçiyoruz.Birden fazla dosya seçebiliriz.Dosyalarımızıda seçtikten sonra gönder diyoruz ve Filemail seçtiğimiz dosyaları upload ediyor,Bağlantı hızımıza göre süre değişebilir ama tüm hızı sonuna kadar kullandığından emin olabilirsiniz

Daha sonra karşı tarafa yazdığımız mesaj ve dosyaları indirebileceği bir link gidiyor.Alıcıda bu linki tıklayarak dosyaları indirebiliyor.Kısacası mail sunucularının asla 20Mb dan büyük doslayarı kabul etmiyceği için yollamak istediğimiz dosyaları kendi sunucusunda depolayarak istediğiniz kişiye gönderebilmenize olanak sağlıyor ve bunuda 128bit şifreleme güvenliği kullanarak yapıyor! Güle güle kullanın işinize yarar inşallah…

Programsız Klasör Şifreleme ve Gizleme

Merhaba arkadaşlar uzun bir aradan sonra kullanışlı bir ipucuyla karşınızdayım.Gizli dosyalarımızı saklamak için bazı zamanlar uğraşmışızdır,netten program aramışızdır,bazen becerebilmiş bazense karışık programlarda gömülmüşüzdür.Sizin için bulduğum yöntem ise çok basit.Program vs gerektirmiyor ve hiç beklemeden dosyanızı gizleyip geri getiriyor.

 

Masaüstüne sağ tıklayın. “Yeni Metin Belgesi Oluştur” u seçin. Aşağıda yazılan kod’u kopyala/yapıştır şeklinde açmış olduğunuz notepad (txt) dosyasına yapıştırın,

Kod:

cls
@ECHO OFF Yazının tamamını okuyun »

Bluetooth Sanıldığı Gibi Zararlı mı? Bluetooth Kulaklık kullanın…

Cep telefonunun nekadar zararlı olduğunu kullanan herkes biliyordur. Peki cep telefonunun zarını enaza indirmek için yapılan kulaklıklar acaba ne kadar işe yarıyor? Yoksa bu kulaklıklar da mı sağlığa zararlı? Bu soruları merak ediyorsanız yazımızın devamını okuyun. Bluethoot teknolojisinin zararlı olarak bilinmesinin tek nedeni cep telefonları gibi dalgalar ve radyasyon yaydığı bilindiğindendir! Ancak bilimsel araştırmalar sonucunda cep telefonlarının yaydığı radyasyonu ile Bluetooth’un yaydığı radyasyonunun kıyaslanamayacak kadar farklı şiddetlerde olduğunu görmekteyiz. Kablosuz telefonlar ve bu tür kablosuz cihazların çoğu 1 ila 2.4 GHz frekansını kullanıyorlar. Bu radyo dalgalarının zararını anlamak ve bir standart getirmek için AB konseyi tarafından tavsiye edilen, radyo frekansı (RF) enerjisine maruz kalma limitleri belirlenmiştir. Bilindiği gibi cep telefonları radyo frekansı “alıcısı” ve “vericisi”dirler, ve bu radyo frekansları enerji taşıdıklarından insan vucudundaki hücre yapısında değişikliğe sebep olabiliyorlar, kanser dediğimiz hastalıkta zaten bu hücredeğişmelerinin sonucunda gelişen bir olaydır.

AB konseyi tarafından belirlenen bu limitler sözkonusu enerji seviyesini aşmayacak şekilde tasarlanmış ve geliştirilmiştir. Bu limitler, ayrıntılı yönetmeliklerin bir parçasıdır ve genel nüfus için izin verilen radyo frekansı enerjisi seviyelerini belirler. Bu yönetmelikler, bağımsız bilimsel çalışmaların periyodik ve detaylı değerlendirilmesi sonucunda geliştirilmiştir. Bu limitler, yaş ve sağlık durumundan bağımsız olarak tüm insanların güvenliğini garantiye almak üzere önemli bir güvenlik marjı içerir. Cep telefonları için maruz kalma standartları “Özgül Emilme Oranı” olarak bilinen SAR (Specific Absorption Rate) oranı ile hesaplanır ve belirtilir. AB Konseyi tarafından tavsiye edilen SAR limiti 2.0W/Kg”dır. Toplum tarafından kullanılan cep telefonları için SAR limiti, 10 gram vücut dokusu üzerinden ortalama 2 watt/kilogram (W/Kg)’dır. Bu limit, toplum için ek koruma sağlamak ve ölçümlerdeki farklılıkları hesaba katmak için, önemli bir güvenlik marjı içerir. SAR değerleri, ulusal bildirim gerekliliklerine ve şebeke bandına bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Örnek olarak Amerikan birleşik devletlerinde ve Kanada’da bu değer 1.6W/Kg olarak belirlenmiştir, yani amerikada bu konuya daha hassas bakıyorlar. SAR (Specific Absorption Rate) testleri, cep telefonlarının tüm test edilen frekans bantlarında izin verilen en yüksek güç seviyesini yaydığı standart çalışma koşullarında yürütülmüştür. SAR, izin verilen en yüksek güç seviyesinde belirlenmekle birlikte, telefonun çalışma sırasındaki gerçek SAR seviyesi, maksimum değerin çok altında olabilir. Bunun nedeni, telefonun, sadece şebekeye ulaşmak için gerekli olan gücü kullanması için, farklı güç seviyelerinde çalışmak üzere tasarlanmış olmasıdır. Genelde, bir baz istasyonuna yakınlaştıkça, telefonun güç çıkışı düşer. Yeni bir telefon modelinin, satışa sunulmadan önce, Avrupa R&TTE Yönetmeliğe uygun olduğu gösterilmelidir. Bu yönetmelik, ana gerekliliklerinden biri olarak, kullanıcının ve diğer kişilerin sağlığının ve güvenliğinin korunmasını içerir.

Bluetooth Kulaklık Kullanımı Sağlığınızı Korur!

Cep telefonlarının SAR değerleri 0.25 ( Blackberry ) ile 1 W/Kg arasında değişmekte ve bu değer bile limit olarak belirlenen 2 W/Kg değerinin çok altında yer alıyor ve Bluetooth’larda bu değer kısa mesafe ( 10 Metre ) Bluetooth’lar için 0.001 ila 0.01 W/Kg, uzun mesafe ( 100 Metre ) olanlar için ise 0.05 W/Kg dır, dolayısıyla cep telefonlarının yaydığı radyasyon enerjisi ile kıyaslanabilecek durumda değil ve en az 100 kat daha zararsızdır. ( Bu çalışmalar Belfast’deki “William G. Scanlon of Queen’s University” tarafından yapılmış ve onaylanmıştır ). Bunu daha basit anlatmak gerekirse, Bluetooth kulaklığın bir cep telefonunun verdiği zararı verebilmesi için bizim aynı anda 100 adet Bluetooth kulaklığı bişekilde üzerümizde bulundurmamız gerekir, işte ozaman Bir (1) cep telefonunun yaydığı radyasyon kadar etkili olabilirler! Yani eğer sizler bu radyo dalgalarının yaydığı radyasyon konusunda endişe ediyorsanız bile artık şunu biliyorsunuzki ne olursa olsun bir Cep telefonunun yaydığı radyasyon kulaklıktan en az 100 kat ( bazen 1000 kat ) daha fazladır! Ve bence sağlık açısından cep telefonu kullanmaktansa Bluetooth kullanmak vucudumuz için çok daha ( 100 kat ) az zararlı ! Bluetooth’un yaydığı radyasyonu bile almamak için kablolu kulaklık kullanılabilir, ama genede Bluetooth kullanılarak Cep telefonundan on (10) Metre uzaklaşabilirken, Kablolu kulaklık ile bu mesafe ancak bir (1) Metredir! Yani Cep telefonunun yaydığı 1W/Kg ‘lık dalgalara genede maruz kalıyorsunuz ama 10 Metrede bu radyasyon etrafa yayıldığından ve mesafenin etkisi ile enerji kaybına uğradığından çok çok daha az zarar verecektir.

Kaynak:www.uzmanportal.com

Ağız Yarası (AFT) Ve Uçuk

Bugün sizlerle çok dert çektiğim AFT konusunu paylaşmak istiyorum. Belki çoğunuz “Aft” kelimesini duymadı ; ama gerçekte çok sık karşılaşılan bir hastalıktır ve mutlaka başınıza gelmiştir. Bu yüzden bende size, internetten bulduğum dökümanlar ile yardım etmek istedim.

Tam bir baş belasıdır, ağzımızın içinde acı veren yaralardır. Yuvarlak ya da oval şekilde, çoğu beyaz renkte oluşumlardır. Bu oluşumların sınırları son derece bariz yani keskindir. Çevresi kırmızı halkalarla çevrilidir. Başlangıçta yanma duygusu vardır. Bir gün sonra yanma duygusu ağrıya dönüşür.

Tarifinden de anlaşılacağı gibi aft, özünde bir ağız içi iltihabıdır. Bu yüzden de tıp edebiyatında AS(Aftöz Stomatit) olarak tanımlanır ve sık tekrarlayanlarına da RAS adı verilir. Sık tekrarlayan aftlar dikkatle izlenmelidir.

Behçet Hastalığı

RAS, genellikle 30 yaşın altında genç yaşlarda görülür. Bu yaştan sonra görülme sıklığı azalır. 40 yaşın üzerinde gördüğümüz aftlarda ise önce Behçet Hastalığı sonra bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıklar üzerine yoğunlaşırız.

Tekrarlayan ağız ülserleri(RAS), farklı görünümler ile karşımıza çıkarlar. En sık görüleni “Minör Aft” dediğimiz şeklidir. Minör aft, %80 oranında görülür. Bu, en hafif olan şeklidir. Yanaklarımızın ve dudaklarımızın içinde, dilimizinkenarlarında, ağız tabanında çıkar. Bu yaraların çoğu 1 cm yi geçmez ve iki hafta içinde iyileşirler.

Ergen aftı

Ergenlik sürecinde ortaya çıkan tekrarlayıcı aftlar, “Majör Aft” olarak bilinir. %10 oranında görülür. Majör aftların çapları 1 cm den büyüktür. Bu boyutları ile ağız içinde tükürük bezlerini de etkileyebilir.

Başlangıçta ateş, yorgunluk, halsizlik ve yutma güçlüğü gibi yakınmalara yol açabilirler. Minör olanlardan daha şiddetli ve dramatik bir ağrıya neden olurlar. Yaralar daha geniş ve derindir. İyileşmeleri de uzun süre alır. Bu, haftalar hatta aylara ulaşabilir. Bu tür aftlar iyileşse bile iz bırakabilir. Kalan bu iz, hastalığın geçmediği sanrılarına yol açabilir.

Uçuk benzeri aftlar, en az görülenidir. Görülme sıklığı %5 civarındadır. Bu tür aftları kadınlarda erkeklerden daha fazla görmekteyiz. 1-2 mm çapında uçuk benzeri onlarca döküntü söz konusudur. Bu “uçuklar”, bir araya gelerek büyük bir yara görünümü oluştururlar.

30 ve ileri yaşlarda daha sık rastladığımız bu tür yaralara tıp dilinde “Herpetik Ülser” adı da verilmektedir. Bu yaralar, senede birkaç defa tekrar ederler.

Tekrarlayan ağız yaraları, büyük oranda genetik yani soya çekimseldir. Karı ve koca birlikte bu hastalığı taşıyanların çocuklarında görülme yüzdesi, %90dır. Bu, hiç de azımsanmayacak bir orandır.

Bu hastalığın(RAS) oluşumunda travma, ön sırada sorumlu tutulmaktadır. Çiğnerken sert gıdalar, içerken aşırı sıcak ya da soğuk gıdalar, dişlerin doğrudan teması ve diş fırçası, ağzımızın içinde travmaya yol açan başlıca nedenlerdir. Korunma ve tedavi için de bunlardan sakınmak gerekir.

Yoğun bir yaşam temposu; ileri derecede gerilime yol açarak endişe, depresyon türünden psikolojik sorunlara neden olabilir. Böyle durumlarda ağızda aft yaraları ortaya çıkabilir. Stresten uzaklaşma ve rahatlama, olumlu etki yapar ve Yazının tamamını okuyun »

Bumeranglar Neden Geri Döner?

Bilinenin aksine bütün bumeranglar geri gelmezler. Fırlatana geri dönebilen bumeranglar sadece Avustralya yerlileri Aborijinler tarafından spor olarak veya kuş sürülerini avlamakta kullanılırlar. Aborijinlerin tarih öncesi zamandan beri bumerangları kullandıkları biliniyor.

Bumerangın İngilizce’de ‘boomerang’ olan ismi de Aborijinlerin kullandığı isimden türemiştir. Aslında bugün Avustralya’da kullanılan ve bu kıtaya özgü isimlerin çoğunun kökeni Aborijinlerden kaynaklanır. Örneğin Avustralya’yı ilk keşfedenler kanguruları görünce çok şaşırmış ve Aborijinlere bunların isimlerini sormuşlar.. onlar da ‘kanguru’ cevabını verince.. bu acayip hayvana kanguru ismini vermişlerdir. Halbuki kanguru Aborijin lisanında ‘bilmiyorum’ demektir.

Bumerang şeklinde ancak geri dönme özelliği olmayan benzerlerinin Aborijinler gibi Mısır’da güney Hindistan’da Endonezya’da (Borneo) ve Amerika’da yerliler tarafından tarihin ilk çağlarından itibaren kullanıldığı biliniyor. Bu tipler daha uzun ve ağırdırlar. Av hayvanlarını öldürmede kullanılırlar. Savaşlarda çok ağır yaralanmalara ve ölümlere sebep olurlar. Hatta bazılarının ucu tesiri arttırmak için kanca şeklinde yapılır.

Aborijinlerin yaptıkları geri dönebilen bumeranglar ise hafif ve ince olup toplam uzunlukları 50 – 75 santimetre, ağırlıkları da 350 gram civarındadır. Bumerangın iki kolunun ucu yapılırken veya yapıldıktan sonra kül ile ısıtılarak birbirinin aksi istikamete kıvrılır.

Bumerang yere paralel veya biraz aşağı doğru atılırsa biraz sonra yükselişe geçerek, 15 metre yüksekliğe kadar tırmanır.

Eğer bir ucu yere çarpacak şekilde atılırsa, yere çarpan bir mermi gibi müthiş bir hızla dönerek yükselir, 45 metrelik bir daire veya elips çizerek yörüngesini tamamlar,fırlatanın yakınına düşer.

Bumerangın nasıl geri döndüğü günümüzün bilim insanları tarafından tam anlaşılmış değildir. Dönüşün aerodinamik kaldırma gücü ile üç eksende yaptığı cayroskobik dönüşün birleşiminin yarattığı sanılmaktadır. Geri dönebilen bumerangların, diğerlerinin uçuş şekillerinin gözlemlenerek veya tamamen tesadüf sonucunda geliştirildiği sanılıyor.

Aborijinlerin bumerangla kuş avlamaları ise ilginç. Bumerang, kuş sürülerinin uçuş yüksekliğinin üzerine fırlatıyorlar. Bumerangın yerdeki gölgesini gören kuşlar arkalarında yırtıcı bir kuş olduğunu sanıyorlar. Kaçmak için dalışa geçiyorlar ve sonunda ağaçlar arasına gerilmiş ağlara takılıyorlar.

Bumerang fırlatma, tarihte kaydedilmiş en eski sporlardan biridir. Günümüzde başta ABD’de olmak üzere bazı ülkelerde,hedefe yakınlık, mesafe,hız ve yakalama kategorilerinde spor olarak hala yapılıyor.

Facebook’ta sakın buna tıklamayın!

Bu antivirüsün tek görevi, Facebook’ta yayılan zararlıları engellemek. Ya da siz öyle sanıyorsunuz..

Facebook kullanıcıları virüslerden korunmak isterken hesaplarına ve bilgisayarlarına virüs bulaştırıyor.

Popüler sosyal ağ üzerinde yayılan sahte bir anti-virüs programı olan Facebook anti-virüs, zararlı bir yazılım çıktı.

Site içerisinde bulunan zararlı yazılımlara karşı koruma bulmak için tıklayanlar kadar, arkadaşlarının kendi duvarlarında paylaştığı bağlantıya tıklayarak kurban haline gelen kullanıcılar da mevcut.

Gerçek anti-virüslerin logolarını, ekran görüntülerini harmanlayarak oluşturulmuş olan “Facebook Antivirus“te Panda Cloud ve Norton’dan çalınan logolar, görüntüler var.

Profile bulaştığında fotoğraflarınız üzerinde 20 arkadaşınızı işaretleyip onları kandırıyor. Duvarınıza fotoğraf yerleştiriyor ve böylece enfeksiyon yayılıyor. Facebook bu uygulamayı kaldıracağını açıkladı ama o zamana kadar dikkat edin, bu haberi paylaşın , sizin ve arkadaşlarınızın canı yanmasın.

Kaynak : Chip.com.tr

123